Depo Ekosistemi

Depolar, bugün canlı ve cansız unsurların birbirine bağlı olduğu ve bunların uyumlu çalıştığı (çalışması gerektiği) dinamik bir ekosistemdir. Sadece “depo veya depolama” yerine “depo ekosistemi” olarak ifade etmemin sebebi, depoda her şeyin “teknoloji, insan, yönetim” unsurlarının bütüncül birleşiminden oluşmasıdır. Bunlardan birisinin hareketi, diğerini olumlu veya olumsuz etkiler. Depodaki herhangi bir sorun, aslında tek bir unsurun değil bütün unsurların etkileşiminin sonucudur. 

Teknoloji Unsuru

Teknoloji, bilimin insanların çevresini kontrol etme, yönetme, denetleme ve değiştirme çabalarına yönelik uygulamalarına verilen isimdir. Teknolojiyi sadece yüksek bilgisayar güçleri, Yapay Zekâ (AI) veya robotlar olarak görmek yaygın bir yanılgıdır. Gerçekte teknoloji, insanın hayatını kolaylaştırmak ve bir problemi çözmek için geliştirdiği her türlü araç, gereç ve yöntemdir.

Depolardaki teknoloji unsuru, örneğin WMS, WES gibi yazılımlar; kamera, sensör, barkod okuyucu gibi donanımlar; Sırt-Sırta, AS-RS, Carrousel gibi raf sistemleri; Router, Wi-Fi gibi bağlantı sistemleri; sorter ve konveyör gibi hareket sistemleri, akıllı gözlük veya akıllı eldiven giyilebilir sistemler, AGV ve AMR gibi otonom makineler; insansı robotlar ve AI olabilir.  Bunların bazıları, örneğin WMS, kamera, barkod okuyucu, Sırt-Sırta Raf, Wi-Fi, Router birçok depoda kullanılırken; WES (*), sensör, AS_RS, Carrousel, sortel, konveyör, AI, robot, otonom makine, giyilebilen sistem ise bazı depolarda kullanılır.

Depolarda kullanılan teknoloji, işin doğru (zamanında, hatasız) yapılmasını ve çalışanların güvenli (ve tabii ki konforlu) çalışmasını sağlar.

Teknoloji unsuru, ergonomik olmalı ve ergonomiyi sağlamalıdır. Teknoloji, insanın bir işi daha kolay yapması için üretilir. Eğer tasarlanan teknoloji insan yapısına uyum sağlamıyorsa, işi kolaylaştırmak yerine zorlaştırır. İşte bu yüzden teknoloji ve ergonomi birbirinden ayrılamaz. Depo gibi fiziksel olarak zorlayıcı ortamlarda çok kritik öneme sahip olan ergonomi; ekipmanların, çalışma ortamının ve iş süreçlerinin çalışanların fiziksel ve zihinsel özelliklerine uygun olması olup onların daha konforlu ve emniyetli (iş kazası olmadan) çalışmasını sağlayarak yapılan işin (operasyonun) daha doğru yani verimli, etkin ve etkili olmasını sağlar. Depocular ve operatörler, ergonomi (1) sayesinde gereksiz efor harcamadan kabul edilebilir düzeyde yorgunlukla vardiya boyunca performans hedeflerini yakalamakta zorlanmaz. Depocular, böylece vardiyanın ilk saatinden son saatine kadar tutarlı performans göstereceği için iş performansı ile ilgili göstergeler de tutarlı olur (hedefler, planlandığı gibi gerçekleşir).

Tedarik Zinciri ve onun özelinde lojistik, Türkiye’deki şirketlerin ve lojistik sektörünün teknolojinin en önemli parçası olan dijital uygulamalarda en zayıf olduğu (2) aşamadır (örneğin tedarikçiyle çift taraflı veri paylaşımı yok, stok takibi için dijital uygulamalar yetersiz). Şirketler, lojistik ve onun özelinde depolamanın dijitalleşmesi için para harcamaya (yazılım, insan, ekipman) ve kültür değişimine (cep telefonu sahipliğinden öteye geçmeye) hazır olmalı ve Devlet, bu değişimin olmasını sağlayacak maddi destekleri vermelidir.

Teknolojinin en önemli parçası olan dijitalleşme, günümüzde getireceği büyük kolaylıklar kadar önemli sorunların kaynağı olabilir.  Yapay zekânın kendisi ve depolarda kullanılan örneğin AMR’ler, robotik toplama, robotik paketleme, konveyör, AGV, akıllı envanter takip, talep tahmini, güvenlik izleme için bilgisayarlı görü sistemleri (computer vision) gibi yapay zekâya bağlı cihazlar ve yapay zekânın desteklediği sistemler, olası bir arıza veya siber saldırı durumunda zincirleme operasyonel aksamalara, ürün hasarlarına, iş güvenliği olaylarına ve siber güvenlik risklerine (3) yol açabilir.

Her teknoloji, mutlaka diğer teknolojilerle ile uyumlu olmalı ve uyumlu çalışmalıdır. Aksi takdirde her teknoloji, diğer teknolojiden etkilenebilir veya diğerini olumsuz etkileyebilir.

Teknoloji, tek başına başarıyı garanti etmez. Teknolojinin gerçek değeri; onu kullanan insanın yetkinliği ve onu yöneten yönetim anlayışıyla uyum içinde çalıştığında ortaya çıkar.

Teknoloji unsuru, depo ekosistemin diğer unsurları, insan ve yönetim, ile mutlak uyumlu çalışmalıdır. Aksi takdirde teknoloji unsuru, insan ve yönetim unsurlarından olumsuz etkilenebilir veya insan ve yönetim unsurlarını olumsuz etkileyebilir.

İnsan Unsuru

Lojistik ve onun özelinde depolama, emek yoğun bir iştir. Depolamada birçok teknolojik alet, ekipman ve araç kullanılsa bile insan, hâlâ (şimdilik) en önemli faktördür. Depolar, sentetik insansı robotların önümüzdeki onlarca yıl boyunca devreye alınmasına ve hatta ışınlamanın icat edilmesine kadar emek yoğun iş yeri olarak kalacaktır.

Depolar, insansı robotların devreye girmesi ile “sıfır insan” depo olarak çalışabilir. Öte yandan bu teknoloji, yüksek yatırım ve uzun geri dönüş süresi nedeniyle dünya genelindeki depolarda yaygınlaşamayabilir. Bu ekonomik bariyerler, depoların “sıfır insan” ile çalışmasını kısa vadede imkânsız kılarken mavi yakalı çalışanları (depocular) yani “insan gücünü” zorunlu kılmaktadır.

İnsan unsuru, depo ekosistemin en hayati kısmı olmasına rağmen çoğunlukla, maalesef, en çok göz ardı edilen kısmıdır. Depolar, depoda çalışacak her pozisyon ve görev için yeterli sayıda nitelikli çalışan bulmak ve çalışanların şirkette kalmasını sağlayabilmek için zorlanıyor. Bu zorluklar (4), depolarda büyük sorunlar yaratabilir.

Depoda çalışan mavi yakalı depocular, Satrançtaki Piyonlar (54) gibi çok önemlidir. Piyonların birbirini, diğer taşları ve en önemlisi Şahı koruması gibi depocular, depodaki insanları ve depolanan malları korur; onların performansı, sadece depoda malların korunmasını değil malların depodan zamanında ve sağlam araca yüklenmesini sağlar. Depocular, depo hiyerarşisinin en altında olmasına rağmen onların güçleri ve etkileri, sahip oldukları potansiyelde gizlidir. En kolay harcanabilir taş olarak görülen Piyonlar, doğru hamleler ile rakibin en son hattına kadar ilerleyip 8 adet Vezire dönüşebilir. Depocular, doğru yönetilirse, deponuzun başarılı olmasını sağlar.  Depocular ile nasıl çalışır ve onları nasıl ilerletirseniz deponuzu öyle yönetirsiniz. Piyonlarınızla Şahı koruyarak ve Piyonlarınızı rakibin son hattına kadar götürüp ilave Vezirle oyuna devam ederek oyunu kazanabileceğiniz gibi depocuları da doğru yönetebilirseniz performansınız o kadar iyi olacaktır. Piyonların doğru hamlelerle ilerletilmesi gibi depodaki depocular da doğru yönetilmelidir. Bu doğru yönetim, onların bir Vezir, Kale, File ve At olmasını sağlamalıdır. Yani onların mesleki ve kişisel gelişimi sağlanmalıdır. Piyonlar gibi depodaki mavi yakalı depocular, isimlerinden çok daha etkilidir.

Özellikle AI, robotlar, otomasyon, otonom makineler, akıllı gözlükler, akıllı eldivenler, tabletler gibi ileri teknoloji ve depo iş gücü açığı arasında, negatif korelasyon olabilir. Depolar, iş gücü kıtlığının yarattığı kısıtlamaları ve operasyonel zorlukları, bu teknolojileri kullanarak dengelemeyi hedefliyor. Teknoloji geliştikçe, insan kaynağı yetersizliğinden kaynaklanan risklerin azalması beklenir. Ancak bu durum, yeni bir “yetenek açığı” yaratabilir. Teknoloji, bir yandan iş gücü açığını kapatırken ve operasyonel zorlukları kolaylaştırırken mevcut iş gücünün, bu teknolojileri kullanabilmesi ve yönetebilmesi için yeni bir beceri kazanmasını zorunlu kılabilir. Bu yeni beceri, teknoloji okuryazarlığıdır (*). Depolama için teknolojinin başarıyla hayata geçirilmesi, sadece teknolojiye yatırım yapmakla mümkün olmayıp bunun için teknoloji konusunda eğitimli, bilgili ve teknolojiyle barışık yani teknoloji okuryazar (6) olan depocular gerek şarttır. Depocuların teknoloji okuryazarı olması, teknolojinin gerçekten faydalı olması için bir zorunluluktur. Teknoloji okuryazarı olan her depocu, teknolojik cihazları kolaylıkla kullanarak operasyonel hataları asgari seviyeye indirebilir; sadece fiziksel güç harcayan biri olmaktan çıkarak veriyi okuyabilen, veriden bilgi üretebilen ve sistemdeki aksaklıkları fark edebilen süreç yöneticisine dönüşür. Teknoloji, iş gücünün niteliğini dönüştürür; onların bilgi ve becerilerini geliştirebilir. Böylece depocular, salt fizik gücü ile çalışan bir kişiden mikro yönetim yapabilecek kişilere dönüşebilir.

İnsan, depo ekosisteminin en dinamik unsurudur. En gelişmiş teknolojiler bile onları doğru kullanan ve doğru yönlendiren insanlar olmadan beklenen değeri üretemez. Bu nedenle insanın teknolojiyle ve yönetim anlayışıyla uyumu, ekosistemin sürdürülebilirliği açısından belirleyicidir. Robotlar, algoritmalara göre hareket ederken insanlar; duygulara, yorgunluğa, motivasyona ve sosyal etkileşimlere göre hareket eder.

İnsan unsuru, depo ekosistemin diğer unsurları, teknoloji ve yönetim, ile mutlak uyumlu çalışmalıdır. Aksi takdirde insan unsuru, teknoloji ve yönetim unsurlarından olumsuz etkilenebilir veya teknoloji ve yönetim unsurlarını olumsuz etkileyebilir.

Yönetim Unsuru

Yönetim unsuru, depodaki bütün yönetici pozisyonlarını kapsar. Bunlar, depo müdürü (beyaz yaka) ve depodaki en ufak birimi yöneten ekip liderleri (gri yaka) olabilir.

Ekosistemin sürdürülebilirliği, yönetim katmanının “teknoloji” unsurunu doğru yapılandırması (planlama, çalıştırma, uygulama, bakım, tamir) ve “insan” unsurunu” doğru yönetmesine bağlıdır. Yönetim, teknoloji ve insanın arasındaki dengeyi kurar.

Yöneticiler, ekran başından robotların ve insanların verilerini (KPI) izlerken, sahayı sadece sayılardan ibaret görebilirler. Robotların kusursuz hızının arkasında, insan çalışanların “Sürekli izleniyorum” veya “Robotlar yerimi alacak” korkusu yaşaması, yönetici ile işçi arasındaki bağı zedeler. Başarılı bir depo ekosisteminde yönetici, sadece WMS raporlarına bakmaz; sahaya inerek depocuların fiziksel tükenmişliğini gözlemler. İnsanların “gereksiz yere yürütüldüğü” bir düzende, yöneticinin bu israfı fark edip rotasyon veya dinlenme sürelerini insani koşullara göre ayarlaması gerekir. Robotun şarj istasyonuna ihtiyacı olduğu gibi, insanın da takdir edilmeye ve dinlenmeye ihtiyacı vardır. Robotlar, algoritmalara göre hareket ederken insanlar ise duygulara, yorgunluğa, motivasyona ve sosyal etkileşimlere göre hareket eder.

Öte yandan depolar, günümüz teknolojisi ile yöneticilere gerek olmadan yazılımlar, AI, otomasyon sistemleri ve otonom sistemler ile bir “depo müdürü” olmadan (7) kolaylıkla çalışabilir. Birçok depocu için AI ile çalışmak daha az stresli olabilir. Örneğin AI “bugün tersinden kalktığı” için size bağırmaz veya diğer bir çalışanı kayırmaz. Standartları herkese eşittir. AI, bir hata yapıldığında bunu bir “fırça” olarak değil, düzeltilmesi gereken bir “veri” olarak sunar. Bu, özellikle performans baskısı altında daha saydam bir ortam yaratır. Öte yandan çok yorgun olduğunuzda veya kişisel bir sorun yaşadığınızda bir AI’ya “Bugün biraz yavaşım” diyemezsiniz. İnsan yönetici, duygusal zekasıyla esneklik payı bırakabilir. AI “Aferin, bugün harika iş çıkardın” dese bile bu dijital bir bildirimden ibarettir. Gerçek bir yöneticinin takdiri, çalışanın aidiyet duygusunu ve motivasyonunu AI’dan çok daha fazla artırır. AI, sıcak şekilde kolunuza giremez veya omzunuza dokunamaz. Bu “koluna girme” veya “omzuna dokunma” eylemi, sadece bir iş öğretme süreci değil aynı zamanda güven inşa eden, aidiyet hissettiren ve “Biz aynı takımdayız” mesajı veren en güçlü insani reflekstir, insani dokunuştur. Bir AI, en verimli toplama rotasını bir milisaniyede hesaplayabilir ama bir çalışanın o gün neden zorlandığını sezip yanına giderek, “Gel beraber bakalım, şu paleti şöyle çevirirsen daha rahat edersin” diyerek yükünü hafifletemez. Depo yöneticileri, günümüz teknolojisi ile hemen bugün işlerini kaybetmek istemiyorsa, mutlaka algoritmaların yapamayacağı insani dokunuşları hemen bugün yapmak zorundadır. Aksi takdirde depolar, hiçbir aksama olmadan yöneticisiz çalışabilir.

Yönetimin temel görevi, teknoloji ile insan arasında denge kurmaktır. Bu denge sağlanamadığında en gelişmiş teknoloji de en nitelikli çalışanlar da beklenen performansı gösteremez. Başarılı bir depo ekosistemi, bu üç unsurun tek bir sistem gibi çalışmasını gerektirir.

Yönetim unsuru, depo ekosistemin diğer unsurları, teknoloji ve insan, ile mutlak uyumlu çalışmalıdır. Aksi takdirde yönetim unsuru, teknoloji ve insan unsurlarından olumsuz etkilenebilir veya teknoloji ve insan unsurlarını olumsuz etkileyebilir.

Depoyu gerçekten başarılı yapan, bu üç unsurun tek bir sistem gibi uyumlu çalışmasıdır.

Depoyu gerçekten başarılı yapan, bu üç unsurun tek bir sistem gibi uyumlu çalışmasıdır. Robotlar, milisaniyeler içinde en kısa yolu hesaplarken insanların depoda gereksiz yere kilometrelerce yürütülmesi, teknoloji ile yönetim unsurunun birbiriyle konuşmadığını gösterir. Robotların en yüksek verimlilikle çalışması üzerine kafa yoran depo yönetimi, aynı ekosistemin parçası olan “canlı” depo çalışanlarının yürüme israfını, sosyal ilişkilerini ve psikolojik ihtiyaçlarını görmezden gelemez (gelmemeli). İnsanların gereksiz yürümesi sadece bacaklarıyla ilgili fiziksel bir durum değildir. Bu durum; yazılımın (WMS) insanı yanlış yönlendirmesinden, robotların (AMR) önceliğe sahip olmasından ve sistemlerin birbiriyle konuşamamasından kaynaklanır. Yani sorun, ekosistem problemidir.

Robotların en kısa sürede en fazla işi yapması, algoritmalarla milisaniyeler içinde hesaplanırken; canlı depocular, niçin verimsizce hareket ettiriliyor? Yazılım, robota en kısa rotayı çizer, trafik sıkışıklığını engeller ve maksimum verimlilikle çalışmasını sağlar. Robotun verimli çalışması, tek başına deponun verimli olduğu anlamına gelmez. Bu çelişkiyi çözmek için depoyu sadece teknolojik değil, aynı zamanda insani ve yönetsel dinamikleriyle yani bütüncül bir ekosistem olarak ele almak zorundayız. Teknoloji, ekosistemin sadece bir parçasıdır. Teknoloji, insan ve yönetim birbirinden bağımsız unsurlar değildir. Depo ekosistemi, bu üç bileşenin sürekli etkileşim içinde olduğu bütüncül bir yapıdır. Ekosistemin herhangi bir unsurunda yaşanan aksaklık, diğer unsurları da etkiler. Aynı şekilde bir unsurda yapılan iyileştirme de tüm ekosistemin performansına olumlu katkı sağlar. Bu nedenle geleceğin depolarını değerlendirirken tek tek teknolojilere veya insan kaynağına değil, bunların oluşturduğu ekosisteme odaklanmak gerekir.

Bu ekosistem, depoların “yeşil” olmasını sağlayabilir. Depolar, CO2 salınımına neden olan elektrik, mazot, doğal gaz gibi tüketir ve çevreyi kirleten ambalaj atığı, palet atığı, yemek atığı üretir. Ayrıca depolarda çalışanların kullanımı, temizlik, sulama için su tüketilir ve depolarda gürültü oluşur. Tedarik Zincirinin doğru (verimli, etkili, etkin) çalışmasını sağlayan depolar, ayrıca şirketlerin “çevre” ile ilişkisinin doğru olmasını da sağlar.  Depoların CO2 salınımını (emisyonunu) azaltması, “karbon nötr depo” olması (net sıfır karbon emisyon) ve çevreci depo olması, şirketlerin “çevre” hedefinin gerçekleşmesini sağlayabilir.  Şirketler, “Karbonsuz, Yeşil, Çevreci Depo” için “depo” merkezli yeni TZ yapısı gibi radikal uygulamalar (8) geliştirmelidir. Aksi takdirde “Yeşil Mutabakat” için bahsedilen “1,5 dereceyi” sağlamak için gerçekten “radikal” değişimler yerine sanki sadece “güneş paneli, LED ampul ve elektrikli araçlar” ile yetinilecek diye düşünüyorum. Depolar, malların çevreye olan etkisini azaltmak amacıyla mutlaka hesaba katılmalıdır. “Karbonsuz, Yeşil, Çevreci” depo olmak, müşteri memnuniyeti ve maliyetler için de önemlidir (zaruri).

Bu ekosistem, depoların “fabrikalaşmasını” sağlayabilir. Tedarik Zincirinin çift yönlü, yukarı ve aşağı yönlü hareketinin (akışının) birleştiği “tek” yer olan depolar, sadece malı kabul et-raf koy-koru-yükle operasyonlarının değil üretimin yapıldığı tesisler (9) oluyor. Depolar, ekosistem ile fabrikalaşıyor, fabrika gibi oluyor. Depolar, iadeleri tedarikçilere göndermek yerine bir çeşit “hafif üretim” sayılabilecek tamir ile iadeleri ikinci el olarak satılabilir hale getirebilir veya iadeleri geri dönüşüm için hazırlayabilir (sınıflandırma, stoklama). Depoların bir nevi fabrikaya dönüşümü, depolarda yüksek teknolojinin kullanılmasını zorunlu kılıyor ama daha önemlisi, depodaki bu yüksek teknolojiyi kullanacak olan çalışanların teknoloji okuryazar olmasıdır. Dönüşümü yapamayan depolar, “ürün saklanan” tesis olarak kalır, müşteriyi memnun edemez, rekabetçi gücünü kaybeder, zarar eder. Öte yandan bu dönüşümü yapan depolar, mensubu olduğu Tedarik Zincirinin en fazla değer yaratan paydaş olarak, Tedarik Zincirinin stratejisini ve taktiğini şekillendirir.

Depo ekosisteminin sürdürülebilirliği; teknoloji, insan ve yönetim unsurlarının birbirleriyle uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Bu unsurlardan herhangi birindeki aksaklık diğerlerini de doğrudan etkiler.

(1) Ergonomi, https://www.o2lc.com/ergonomi/

(2) Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Dijital Türkiye Raporu

(3) Genisys (Skynet), https://www.o2lc.com/genisys-skynet/

(4) Depolarda Çalışan Eksikliğinin Etkisi https://www.o2lc.com/depolarda-calisan-eksikliginin-etkisi/

(5) Satrançta Piyonlar, Depoda Depocular https://www.o2lc.com/satrancta-piyonlar-depoda-depocular/

(6) Teknolojinin faydası için teknoloji okuryazar depocular … https://www.o2lc.com/teknolojinin-faydasi-icin-teknoloji-okuryazar-depocular/

(7) Yöneticisiz Depo yazımı okuyabilir. https://www.o2lc.com/yoneticisiz-depo/

(8) Karbonsuz Depo, Yeşil Depo, Çevreci Depo https://www.o2lc.com/karbonsuz-depo-yesil-depo-cevreci-depo/

(9) Fabrikalaşan Depolar https://www.o2lc.com/fabrikalasan-depolar/

WES: Warehouse Execution Systems

(*) Teknoloji okuryazarlığı, çalışanların teknolojik araçları sadece tuşlarına basabilmesi değil onların, bu araçların nasıl çalıştığını anlaması, donanım ve yazılımın mantığını anlaması, siber risklerin farkında olması ve teknik sorunları çözebilme becerisidir

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir