Mavi Vatan Yasası Çıkarken Mavi Ekonomi ve Denizcilik Bakanlığı

Ekim ayında TBMM gündemine gelmesi beklenen ve kamuoyunda “Mavi Vatan Yasası” olarak anılan Deniz Yetki Alanları Kanunu hazırlanırken Türkiye, denizcilik politikasının kurumsal yapısını da yeniden düşünmelidir. 

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Karadeniz, Ege ve Akdeniz’e kıyısı var; İstanbul ve Çanakkale Boğazları gibi dünyanın en stratejik su yollarından ikisini kontrol ediyor. Limanları, tersaneleri, ticaret filosu, balıkçılığı, deniz turizmi ve giderek önem kazanan deniz enerji kaynaklarıyla Türkiye’nin ekonomik ve stratejik geleceğinin önemli bir bölümü denizlerde bulunuyor.

Ekim ayında TBMM gündemine gelmesi beklenen ve kamuoyunda “Mavi Vatan Yasası” olarak anılan Deniz Yetki Alanları Kanunu hazırlanırken Türkiye, denizcilik politikasının kurumsal yapısını da yeniden düşünmelidir.

Mavi Vatan Yasası çıkarılırken Denizcilik Bakanlığı’nın kurulması da gündeme alınabilir.

Mavi Vatan denildiğinde, akla Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, enerji kaynakları ve egemenlik hakları geliyor. Ancak Mavi Vatan kavramını, yalnızca jeopolitik ve askerî açıdan ele almak eksik kalır çünkü Mavi Vatan yani “deniz” dediğimiz alan, aynı zamanda yük taşıma, insan taşıma, gemi filosu, liman, gemi insanı, tersane (gemi ve yat inşa), balıkçılık vs. ile ilgili; turizm, enerji, çevre vs. ile ilişkilidir. Bundan dolayı denizlerde egemenlik hakkını savunmak kadar, bu alanları daha doğru yöneterek çok daha fazla ekonomik değer üretebilmek de önemlidir.

Bu alanları daha doğru yöneterek çok daha fazla ekonomik değer üretmek için denizcilikle “ilgili” ve “ilişkili” bütün fonksiyonların tek bir kurumsal yapı ile yönetilmesi faydalı olabilir. Bu kurumsal yapı, Denizcilik Bakanlığı olabilir.

Denizcilik Bakanlığı; denizcilik ile ilgili bütün fonksiyonları yönetebilir ve denizcilik ile ilişkili bütün fonksiyonları koordine edebilir.

Türkiye gibi denizlerle çevrili, dış ticaretinin önemli bölümünü denizyoluyla gerçekleştiren ve denizlerde önemli jeopolitik iddiaları bulunan bir ülkenin “bütüncül” bir denizcilik politikasına ihtiyacı vardır. Bu politika da güçlü bir kurumsal yapıyla desteklenmelidir.

Türkiye’nin denizcilik stratejisini oluşturabilecek, farklı kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlayabilecek,  denizciliğin geleceği için uzun vadeli politikalar geliştirebilecek ve hatta deniz kültürünü yerleştirebilecek Denizcilik Bakanlığı oluşturulmalıdır.

Mavi Vatan’ın ekonomik ayağı: Mavi Ekonomi

Mavi Vatan Yasası ile birlikte üzerinde durulması gereken bir başka kavram da Mavi Ekonomi olmalıdır.

Türkiye denizlerdeki haklarını korurken aynı zamanda denizlerden elde ettiği ekonomik değeri de artırmalıdır.

Örneğin Türk sahipli ticaret filosunun büyütülmesi, Türk bayrağının uluslararası deniz taşımacılığındaki payının artırılması, limanların lojistik merkezlere dönüştürülmesi, gemi inşa ve bakım-onarım sanayisinin geliştirilmesi, deniz turizminin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, nitelikle gemi insanın yetiştirilmesi, deniz ve denizcilik kültürünün yerleşmesi ve denizcilikte dijital dönüşüm bu politikanın parçaları olmalıdır. Bütün bunlar, Türkiye Denizcilik Stratejisi altında ele alınabilir ve Denizcilik Bakanlığı tarafından yönetilebilir ve koordine edilebilir.

Denizcilik Bakanlığı, Türkiye’nin “Mavi Vatan” uygulamasını destekleyecek Mavi Ekonomi için gerekli stratejileri belirlemeli ve bunları uygulamalıdır. Bu amaçla bu Bakanlık, denizcilikle “ilgili” bütün fonksiyonları yöneten ve denizcilikle “ilişkili” bütün fonksiyonları koordine eden ANA KURUM olabilir. Böylece Türkiye, denizlere tek bir stratejik alan olarak bakabilir.

Mavi Vatan Yasası, Türkiye’nin denizcilik politikasının yeniden yapılandırılması için başlangıç noktası olabilir. Bir tarafta Türkiye’nin denizlerdeki haklarını ve yetki alanlarını güçlendiren Mavi Vatan Yasası, diğer tarafta bu alanların ekonomik ve idari yönetimini üstlenecek Denizcilik Bakanlığı bulunmalıdır. Bunun üzerine de uzun vadeli bir Mavi Ekonomi Stratejisi inşa edilmelidir.

Böylece birbirini tamamlayan üç temel yapı ortaya çıkabilir. Mavi Vatan Yasası ile hukuki çerçeve, Denizcilik Bakanlığı ile Kurumsal yapı ve Mavi Ekonomi Stratejisi ile Ekonomik vizyon oluşturulabilir.

Türkiye’nin denizlerde güçlü olması, yalnızca sahip olduğu deniz alanlarının büyüklüğüyle ölçülemez. Asıl güç, o alanları ne kadar iyi koruduğumuz, yönettiğimiz ve ülke ekonomisine ne kadar değer üretebilir hale getirdiğimizle ölçülür.

Bu nedenle Mavi Vatan Yasası’nın gündeme geldiği bugünlerde “Mavi Vatanımız varsa, Denizcilik Bakanlığımız olmalı” demeliyiz.

Mavi Vatan Yasası, Atatürk’ün “Denizciliği, Türk’ün büyük milli ülküsü olarak benimsemeli ve az zamanda başarmalıyız.” arzusunun (hedefinin) gerçekleşmesini sağlayacak Denizcilik Bakanlığının kurulması için fırsat olabilir.

Saygılarımla

NOT: Ben, “Denizcilik Bakanlığı olmalı” sözlerimi, Mersin Deniz Ticaret Odasının 1993 yılının Temmuz ayında yayınlanan dergisindeki “Mavi Sulardaki Denizcilik Bakanlığı” yazımdan beri söylüyorum. Meraklısına bu makalemi gönderebilirim.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir