Sosyoloji Bilimi ve Lojistik
Sosyoloji biliminin ilgi alanına giren unsurlar, lojistiği ve lojistik için gerekli altyapıyı direkt etkiler.
Modern yaşamda kullandığımız bütün ürünler endüstriyel tesislerde (fabrika) üretilir ve lojistik tesislerde (depo) depolanır. Şehirlerdeki günlük hayat; üretim, depolama ve dağıtım olmadan sürdürülemez. Özellikle depolama ve dağıtım, şehir planlaması için çok önemlidir ve e-ticaretin olduğu modern yaşamda ise şehir planlaması için zorunludur.
Konutlar, okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve yeşil alanlar planlanırken bu yapılarda oturan, çalışan, kısa süreli bulunan insanların tüketimi ve hatta bu yapıların inşaatı için gerekli lojistik altyapı, yani örneğin depolar ve dağıtım, çoğu zaman ikinci planda kalır. Oysa günlük hayat, bu lojistik altyapı olmadan mümkün değildir.
Şehirleri yönetenler, şehir planlaması yaparken hane halkının yani konutlarda yaşayan, şehirde çalışan ve şehre kısa süreli gelen insanların tükettiği her türlü ürünün “nasıl tedarik edildiği (üretildiği)”, “nerede depolandığı” ve “onlara nasıl ulaştırıldığı” unsurlarına da dikkat etmelidir. Zira her hane, aynı zamanda bir teslimat (dağıtım) noktasıdır. Konut sayısı arttıkça sadece nüfus artmaz; aynı zamanda sipariş sayısı ve tabii ki buna bağlı olarak başta depolama ve dağıtım olmak üzere lojistik altyapı ihtiyacı da artar. Şehir planlamalarının, ulusal politikalarının etkisiyle, konutları önceliklendirmesi, özellikle lojistik gelişim için kullanılabilir arazilerinin azalmasına yol açabilir (açtı). Bu uyumsuzluk; lojistik alanların yetersiz kalmasına, yanlış lokasyon seçimlerine ve artan operasyonel maliyetlere yol açmaktadır.
Nüfus artışı ve küçülen hane sayısı, daha fazla hane ve dolayısıyla daha fazla teslimat noktası anlamına gelir. Bu durum, yalnızca bireysel tüketim için değil aynı zamanda restoranlar, mağazalar, hastaneler için de daha yoğun bir dağıtım ihtiyacı doğurur. Dolayısıyla lojistik talep, B2C ve B2B boyutunda genişler. Bu genişleme ve daha önemlisi, e-ticarette müşterinin bedelini peşin ödediği ürünü fazla beklemeden daha kısa sürede kullanma isteği lojistik operasyonların şehir merkezine yaklaşmasını zorunlu hale getirebilir. Bu amaçla örneğin şehir içinde fulfillment operasyonların yapılabileceği mikro depolar veya dağıtım merkezleri, gerekli olabilecektir. Depoların şehir dışında konumlanması durumunda dağıtım maliyetleri artarken, şehir içine veya yakın çevresine konumlanmak ise yüksek arsa maliyeti demektir.
E-ticaret, geleneksel perakendeye kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla lojistik alan gerektirir. (1) Geleneksel perakende yani mağazacılık, hâlâ en önemli paya sahip olmasına rağmen mağazacılık için depolama alanı ihtiyacı, mevcut tesislerin büyütülmesi veya optimize edilmesi ile sonuçlanabilir. Mağazacılık için büyük ölçekli ilave depolama alanı ihtiyacı, çok fazla olmayabilir. (2) Örneğin gıda gibi bazı ürünler, fazla bekletilmeden (çok kısa süreli depolama) doğrudan mağazaya, restorana, markete teslim edilmektedir.
Hane halkı artışı yani nüfus artışı, daha fazla hizmet sektörü örneğin daha fazla restoran, berber, kuaför, kuru temizleme, teknik bakım ve servis vs. gerektirir. Hizmet sektörünün ihtiyacı olan malzemeler için doğal olarak daha fazla depolama ve dağıtım altyapısı gerekir. Şehir planlamacılar, hane halkının hizmet talebi ve hizmet odaklı işletmelerin ihtiyaçlarını dikkate alarak lojistik yapılanmayı planlamalıdır.
Hane halkına ürün satan ve/veya hizmet veren şirketler ve bu şirketlere hizmet veren lojistik firmalar, modern yaşamda, etki alanlarını bir lojistik tesisinden “ulaşabilecekleri” konut sayısına yani müşteri (veya tüketici) sayısına göre değerlendirmelidir. Hane halklarının bulunduğu yerler (adresler), orada yaşayan insanların (ki bunlar müşteri veya tüketici) yaşam tarzları ve talepleri değiştikçe, şirketlerin lojistik yapısı ve dolayısıyla onlara hizmet veren lojistik firmaları, buna yanıt vermelidir. Bu durum, endüstriyel ve lojistik tesislere olan talebin artmasına ve kullanım biçimlerinin değişmesine yol açabilir. Örneğin yeni konut projeleri, şirketler için daha fazla müşteri demektir ayrıca bunlar, daha fazla depolama alanı ve dağıtım noktası anlamına gelir.
Şirketler gibi şehir planlamalar da lojistik ihtiyacı, mutlaka hesaba katmalıdır. Zira lojistik, modern yaşamın görünmeyen ama kritik altyapısıdır. Hane sayısı arttıkça lojistik talep artar. Lojistik, malların üretimi ve işlenmesi ile tüketici arasında bağlantıyı sağlar. Konutların sayısı ve dağılımı, lojistik için gerekli alanın miktarını, büyüklüğünü ve konumunu belirler. Daha önce yazdığım gibi örneğin artan nüfus ve küçülen hane büyüklükleri, daha fazla konut demek olup artan konut sayısı, daha fazla teslimat yapılacak adres sayısıdır. Ayrıca artan nüfus sayısı, daha fazla tüketim malzemesi demek olup artan malzeme sayısı, daha fazla depolama alanı (m2) gerektirecektir.
Endüstriyel ve lojistik tesisler, modern yaşamın günlük akışı içinde genellikle göz önünde değildir. Ancak günlük hayatın ihtiyaçları, bu alanlarda gerçekleşen faaliyetler olmadan karşılanamaz. Hane halklarının ihtiyaçları ile endüstriyel ve lojistik tesisler arasındaki ilişki mutlaka birlikte düşünülmelidir çünkü bunlar, modern yaşamın görünmeyen ama vazgeçilmez altyapısıdır.
Şehirler, büyüdükçe lojistik faaliyetler de bu büyümeye uyum sağlamak zorundadır. Hane sayısı arttıkça lojistik tesisler için talep artar ve hatta e-ticaret etkisiyle lojistik, şehirlerin dışında kalamaz (kalmamalı). Aksine, şehirlerin içine doğru ilerler ve günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelir. Modern yaşamın sürekliliği, çoğu zaman fark edilmeyen bu sistemin sağlıklı işlemesine bağlıdır. Lojistik, görünmeyen ama hayatı mümkün kılan bir altyapıdır. Şehir planlamaları da lojistiğin gerekliliğine dikkat ederek yapılmalıdır.
Sosyoloji bilimi, toplumu, insanların birbirleriyle olan ilişkilerini ve bu ilişkilerin oluşturduğu sosyal yapıları inceler. Örneğin; aile yapısı, çekirdek aile büyüklüğü doğum oranı, yaşlı nüfusun artması, genç nüfusun artması, hane halkı büyüklüğü, tek başına yaşama gibi nüfus dinamikleri; şehirleşme (kentleşme); tüketim alışkanlıkları, daha sık restorana gitmek, daha fazla spor yapmak, daha fazla rahat kıyafet giymek, evde mikro dalgada hazır yemek, daha fazla online alışveriş gibi yaşam tarzı değişimleri; çevreye yönelik tutumlar ve göçler, sosyolojinin inceleme alanına girer. Bunlar, lojistik altyapıyı yani lojistik tesisler (örneğin depolar) için gerekli sayıyı, büyüklüğü (m2), konumu (şehir içi, şehir dışı) , özellikleri (sıcaklık kontrollü, cross dock, mikro depo vs.) ve dağıtımı (araç sayısı, araç tipi vs.) etkiler.
(1) Daha Fazla E-Ticaret, Daha Fazla Depolama İhtiyacı, Daha Fazla Depo Alanı https://www.o2lc.com/daha-fazla-e-ticaret-daha-fazla-depolama-ihtiyaci-daha-fazla-depo-alani/
(2) Mağaza ağlarına yapılan teslimatlar, bireysel siparişlere kıyasla çok daha az depo alanı gerektirir. Ürünler, toplu şekilde teslim edilir; depolama ve paketleme daha verimlidir. Ayrıca mağaza bazlı dağıtım için B2C gibi “last mile” dağıtım ihtiyacı yoktur. Mağaza dağıtım ağları, sabit dağıtım rotalara ve öngörülebilir sipariş hacmine sahiptir. Bunlar, B2C teslimatlar kadar dalgalı değildir.

Bir Yorum Yazın